Bir sabah aynaya baktığında fark ediyorsun. Göz kenarındaki o ince çizgiyi… Saçlarının arasına karışan o beyazı… İlk başta bir yabancılık hissi geliyor. “Sanki ben değilim” diyorsun. Oysa sensin. Yaşadıklarının, güldüklerinin, ağladıklarının, direndiklerinin bir izi sadece. Sonra bir gün bir cümle çalınıyor zihnine: Boşver be yaşı başı... Ama bazı şeyleri insan böyle kolay öğrenmiyor. Ben de öğrenemedim. Kontrol etmeye çalıştım hayatı. İnsanları, ilişkileri, duyguları… Her şey “doğru” olmalıydı, “eksiksiz” olmalıydı. Sevdiğim insanlar bile bu düzenin içinde olmalıydı. Mükemmel olsun isterken, gerçeği kaçırdım. En yakın arkadaşımı… Belki de en saf, en gerçek bağı… Kaybettim. Geriye büyük bir boşluk kaldı. Ne kadar doldurmaya çalışsam da dolmayan, içimde yankılanan bir eksiklik. İşte o zaman anladım; hayat kontrol edilecek bir şey değilmiş. Sevgi, kusursuz olunca değil, olduğu gibi kabul edilince kalıyormuş. Kaç bahar daha göreceğini bilmiyorken, neden bu ...
Yorumlar
Yorum Gönder