Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Geçerken🪢

   Güneş her akşam batıyor,  bunu biliyoruz.  Ama bazı geceler var ki,  insanın içi kararıyor da  hiç sabah olmayacak gibi geliyor.  Ben o geceleri tanıyorum.  Hani zamanın yavaşladığı,  nefesin bile ağır geldiği anlar vardır ya;  her şeyin durduğu ama acının durmadığı.  İşte orada, insan en çok kendisiyle baş başa kalıyor.  “Geçer” diyorlar.  O an inanmıyorsun.  Çünkü bazı duygular, geçmek için değilmiş gibi geliyor.  Ve aslında haklısın biraz.  Çünkü her şey geçmiyor.  Bazı şeyler bizimle kalıyor.  Ama aynı haliyle değil.  İlk günkü gibi yakmıyor mesela.  Aynı yerden kanatmıyor.  Sadece… orada olduğunu biliyorsun.  Ve bu bilmek, eskisi kadar ağır gelmiyor bir süre sonra.   Ben şunu fark ettim:  İyileşmek, bir sabah uyanıp “bitti” demek değilmiş.  İyileşmek, bir gün dönüp baktığında  “eskisi kadar canım yanmıyor” diyebilmekmiş.  Sessiz bir değişim bu....

Hayat Düzlere Yanaşır, Köşeliler İz Bırakır♒

       Bazı insanlar sivri doğar. Düşünceleri nettir, duyguları keskindir, sınırları belirgindir. Dünyayla teması her zaman biraz serttir çünkü köşeleri yumuşatmayı öğrenmemiştir daha. Ama belki de mesele tam olarak budur: neden hep köşesiz olmamız beklenir?        Hayat garip bir öğretmendir. “U” dönüşü yoktur; sadece kıvrımlı yollar ve köşelerin törpülendiği duraklar vardır. Hep “uyum sağla”, “akışta ol” der bize. Yani, düz ol. Sistem, toplum, ilişkiler  hepsi aynı şeyi fısıldar: daha az takıl, daha az sars, daha çok uyu. Ama ben sorarım: Düz olmadan yaşamak neden bu kadar zor?       Ben köşeliydim; çünkü kendimdim. Kendine sadık kalmak, bazen çevreye ters düşmek demektir. Herkes düz giderken sen açılı yürüyorsan, aykırılığın yargı gibi üzerindedir. Ama köşeler, kimliğin izi gibidir. Her kıvrımında bir deneyim, her keskinliğinde bir “ben” gizlidir. Yine de itiraf etmeliyim: hayat haklıydı biraz. Köşeler fazla kesk...

Birlikte Büyüyüp Ayrı Hissetmek ☈

    Ne  ara nasıl bu kadar büyüdük, nasıl değiştik böylesine… Nasıl uzaklaştık birbirimizden ya da hiç gerçekten yakınlaştık mı? Hani acılar insanları birbirine yakınlaştırırdı? Bizi neden bu denli uzaklaştırdı? Belki de cevap, aynı evin içinde büyüyüp bambaşka dünyalar kurmamızda saklıydı. Çünkü kardeş olmak, aynı hissetmek değildi hiçbir zaman. Aynı sofraya oturduk, aynı duvarların içinde büyüdük, aynı olayların içinden geçti ama hiçbirimiz aynı yerden bakmadık.      Birimiz susmayı seçti, birimiz anlatmayı. Birimiz erken kabullendi, birimiz yıllarca anlamlandırmaya çalıştı. Birimiz güçlü görünmenin arkasına saklandı, birimiz kırıldığını saklayamadı. Aynı an ama farklı kalpler, farklı anlamlar, farklı yaralar. İnsan en çok kardeşleri tarafından anlaşılacağını sanıyor. “Bizi en iyi biz anlarız” diyoruz. Çünkü aynı hikâyenin içindeyiz. Ama çoğu zaman unuttuğumuz bir şey var: Hikâye aynı olsa da, herkes kendi cümlesini yazıyor.      Kimimiz ...

İçimizdeki Gürültülü Sessizlik🌬️

  Bazen tüm dünya size sırtını dönmüş gibi üzgün olursunuz ama diğer zamanlarda kahkahalarla gülersiniz. Arkadaşlıklarımız hep aşırı, aşk karşısında çaresiziz ve başarısızlıklarımız tutku dolu. Endişe, keder, şakalar ve gülümsemeler hep bir araya gelerek tuhaf, düzensiz bir şekil oluştururlar. Belki de şu anda gençliğimizin tam ortasındayızdır. Büyüme sancılarının ne kadar acı verdiğini biliyorum. Anlıyorum. …Ve belki de tam bu yüzden hiçbir şey yerli yerinde hissettirmiyor. İçimizde sürekli yer değiştiren duygular var; bir gün çok güçlü, ertesi gün sebepsiz kırılgan. Sanki kalbimiz, neye tutunacağını bilemeden her şeye aynı anda dokunmaya çalışıyor. Bazen aynaya baktığımızda kendimizi tanıyoruz, bazen de gözlerimizin içindeki yabancıyla karşılaşıyoruz. “Ben kimim?” sorusu, cevabını bildiğimiz ama kabul etmeye henüz hazır olmadığımız bir sır gibi içimizde dolaşıyor. Her şey geçecek diyorlar ama kimse tam olarak neyin geçeceğini söylemiyor. Belki de mesele geçmesi değil. Belki de bu...

Kendini Hatırla🎗️

  Sevgili okuyucu,  Bazen hayatımızda her şey için bir çözüm ararız.  Bir kitap, bir doktor, bir tavsiye, bir reçete…      Sanki biri bize ne yapmamız gerektiğini söylerse, içimizdeki karmaşa bir anda çözülecekmiş gibi.  Oysa çoğu zaman asıl mesele dışarıda değildir.  Vücudunuz Hayır Diyorsa kitabında Gabor  Mate şöyle der: “Reçeteler dışarıdan gelir, dönüşüm ise içeride yaşanır.”   Bu cümle aslında hayatın çok sade ama güçlü bir gerçeğini hatırlatır.  Bir insanın hayatını değiştiren şey, aldığı tavsiyeler değil; o tavsiyelerle yüzleşmeye hazır olduğu andır. Çünkü dışarıdan gelen her bilgi sadece bir kapıyı işaret eder. O kapıyı açmak ise tamamen içeride gerçekleşir.  Bir doktor sana dinlenmen gerektiğini söyleyebilir.  Bir arkadaşın artık kendini yormaman gerektiğini söyleyebilir.  Bir kitap sana sınır koymayı öğretebilir.  Ama bunların hiçbiri, sen gerçekten kendini dinlemeye karar vermediğin sürece bir dönüş...