Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sessiz Bir Veda🧳

      Bazı kayıplar vardır; takvimde bir gün eksilir ama hayatın ritmi çok değişmez sanırsın. Sonra fark edersin ki eksilen sadece bir insan değil, hiç yaşanmamış ihtimallerin toplamıdır . Amcamı kaybettim. Kan bağımız vardı ama hayatlarımız pek kesişmezdi. Aynı sofraya hiç oturmadık, uzun sohbetlerimiz olmadı, hatıralar biriktirmedik. Bu yüzden üzülmem gerektiğinden bile emin olamadım bir süre. Yas, genelde yakınlıkla ölçülür sanırız. Oysa bazen uzaklık da insanı acıtıyor . İnsan, kaybettiği kişiyle değil; onunla kuramadığı bağla da yas tutabiliyor. “Bir gün konuşurduk”, “Bir gün daha yakın olurduk” diye ertelenmiş ihtimaller geliyor akla. Hiç yaşanmamış anılar, yaşanmışlar kadar ağır olabiliyor. Bu tür kayıplarda duygu karmaşık oluyor. Ne derin bir boşluk ne de tamamen yok sayılabilecek bir his. Daha çok, içte bir yerde duran sessiz bir sızı gibi. Adını koymak zor. Çünkü toplum, yalnızca çok sevilenlerin ardından üzülmeye izin veriyor sanki. Oysa kan bağı olup duyg...

Hayatın Kendi Dengesi⚖️

      Bazı geceler vardır; uyku, dinlenmek için değil hatırlamak için bölünür. Uykudan hüzünle uyanırsın. Gözlerin kapalıyken kalbin açıktır. Tam da o anda, uzun zamandır üstünü örttüğünü sandığın bir detay belirir zihninde. Küçük ama can yakan bir detay. Ve fark edersin: İçerlemişsin. Üzülmüşsün. Hem de sandığından çok daha fazla.      Bir gece kendime şu soruyu sorarken buldum: Hayat neden iki güzel şeyi aynı anda vermiyor? Neden birini vermek için diğerini bizden alıyor? Bir yanda yeni bir mutluluk, diğer yanda içi hâlâ sızlayan bir eksiklik. İnsan bazen aynı anda hem şükretmek hem yas tutmak zorunda kalıyor. Mutlu olduğun için suçlu hissettiğin, üzgün olduğun için nankör sayıldığın o tuhaf ara boşlukta kalıyorsun. Kimse sana bunun adını öğretmedi ama sen orada tek başına duruyorsun. Arkadaşlıklar, özellikle kadın arkadaşlıkları, sessiz anlaşmalar gibidir. Çok şey paylaşılır ama çok azı yüksek sesle söylenir. Bir gün o bağ kopunca, sadece bir insanı...

Hissetmenin İzin İstemez Hâli🧚🏻‍♀️

  Araya giren birkaç günlük zaman mesafesinden sonra tekrardan merhabalaaaarr, bugün konumuz duygular.. Bazen duygularımızı bir misafir gibi görüyoruz. Kapıyı açmadan önce toparlanmaya çalışıyoruz; “Şimdi gelme,” diyoruz. Sanki hissetmek için uygun bir zaman, düzenli bir oda, sakin bir hayat gerekiyormuş gibi…Oysa hisler böyle çalışmaz. Hiçbir duygu kapıyı çalmadan önce haber vermez. Bir anda yükselen bir özlem, sebebini bilmediğin bir sıkışma, sebepsiz bir öfke, açıklayamadığın bir mutluluk…Hepsi sana bir şey söylemeye çalışan küçük işaretler aslında. Ama biz çoğu zaman bu işaretleri bastırmaya, görmezden gelmeye, “şimdi olmaz” demeye alıştık. Belki de bu yüzden içimizdeki ağırlık birikiyor; çünkü duygular yok olmadıkları için kendi yerlerini sessizce büyütüyorlar. Hissetmek bir zayıflık değil. Hissetmek, yaşayan bir insan olduğunun en net kanıtı. Ve duygularını tanıdıkça fark edersin: Hiçbiri seni cezalandırmak için gelmiyor. Bazıları iyileşmen için, bazıları yön değiştirmen için...