Hissetmenin İzin İstemez Hâli🧚🏻♀️
Araya giren birkaç günlük zaman mesafesinden sonra tekrardan merhabalaaaarr, bugün konumuz duygular.. Bazen duygularımızı bir misafir gibi görüyoruz. Kapıyı açmadan önce toparlanmaya çalışıyoruz; “Şimdi gelme,” diyoruz. Sanki hissetmek için uygun bir zaman, düzenli bir oda, sakin bir hayat gerekiyormuş gibi…Oysa hisler böyle çalışmaz. Hiçbir duygu kapıyı çalmadan önce haber vermez. Bir anda yükselen bir özlem, sebebini bilmediğin bir sıkışma, sebepsiz bir öfke, açıklayamadığın bir mutluluk…Hepsi sana bir şey söylemeye çalışan küçük işaretler aslında. Ama biz çoğu zaman bu işaretleri bastırmaya, görmezden gelmeye, “şimdi olmaz” demeye alıştık. Belki de bu yüzden içimizdeki ağırlık birikiyor; çünkü duygular yok olmadıkları için kendi yerlerini sessizce büyütüyorlar. Hissetmek bir zayıflık değil. Hissetmek, yaşayan bir insan olduğunun en net kanıtı. Ve duygularını tanıdıkça fark edersin: Hiçbiri seni cezalandırmak için gelmiyor. Bazıları iyileşmen için, bazıları yön değiştirmen için, bazıları da “artık yoruldun” demek için geliyor.
Kendine şu izni verebilirsen çok şey değişir:
“Ne hissediyorsam, hissetmemde bir problem yok.”
Acıyı bastırmana gerek yok. Sevincini küçültmene gerek yok. Kırgınlığını ertelerken kendini tüketmene gerek yok. Bir duygunun içinden geçmek, ondan kurtulmak değil; onu anlamak, onun sana anlattığını duymaktır. Belki bugün kendini karışık hissediyorsun. Belki tam olarak iyi değilsin ama kötü de değilsin…Bu bile bir his. Bu bile bir işaret. Hislerinin sana yük değil, yol gösterici olduğunu fark ettiğinde, içindeki karmaşa anlam kazanmaya başlar. Çünkü hissetmek, aslında kendine en çok yaklaştığın anların adıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder