Sessiz Bir Veda🧳

     Bazı kayıplar vardır; takvimde bir gün eksilir ama hayatın ritmi çok değişmez sanırsın. Sonra fark edersin ki eksilen sadece bir insan değil, hiç yaşanmamış ihtimallerin toplamıdır. Amcamı kaybettim. Kan bağımız vardı ama hayatlarımız pek kesişmezdi. Aynı sofraya hiç oturmadık, uzun sohbetlerimiz olmadı, hatıralar biriktirmedik. Bu yüzden üzülmem gerektiğinden bile emin olamadım bir süre. Yas, genelde yakınlıkla ölçülür sanırız. Oysa bazen uzaklık da insanı acıtıyor. İnsan, kaybettiği kişiyle değil; onunla kuramadığı bağla da yas tutabiliyor. “Bir gün konuşurduk”, “Bir gün daha yakın olurduk” diye ertelenmiş ihtimaller geliyor akla. Hiç yaşanmamış anılar, yaşanmışlar kadar ağır olabiliyor. Bu tür kayıplarda duygu karmaşık oluyor. Ne derin bir boşluk ne de tamamen yok sayılabilecek bir his. Daha çok, içte bir yerde duran sessiz bir sızı gibi. Adını koymak zor. Çünkü toplum, yalnızca çok sevilenlerin ardından üzülmeye izin veriyor sanki. Oysa kan bağı olup duygusal bağı zayıf olan birini kaybetmek, insanın kendi ilişkilerine dair farkındalığını da artırıyor. Belki de bu yüzden böyle kayıplar, hayatta olanlara dönüp bakmamıza neden oluyor. Kimlerle aramıza mesafe koyduk, kimleri “nasıl olsa var” diye erteledik? Her ölüm biraz da bunu soruyor insana.

    Amcamın ardından büyük cümleler kuramıyorum. Ama şunu biliyorum:
Yakın olmadan da yas tutulabiliyor. Çünkü insan bazen birini değil, bir ihtimali uğurluyor. Ve bu da, sandığımızdan daha gerçek bir acı.

Şarkı: Bülent Ortaçgil / Eylül Akşamı 🎵

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamana Emanet🌬️

Boşver Be Yaşı Başı...

Aşkın Yücelten Hali 🎆