Aitlik: Kendine Yer Açtığında Dünya da Yer Açıyor💢

     Ait hissetmek çoğu insanın düşündüğünden daha sessiz bir histir. Büyük sözlerle, büyük anlarla gelmez. Genellikle fark etmeden yerleşir insana. Bir ortamda omuzlarını indirdiğini fark edersin, gerginliğin çözülür, içinden “tamam, burada kendim olabiliyorum” dersin. Aslında aitlik tam olarak bu rahatlamanın içinde büyür.

    İnsan çoğu zaman aitliği başkalarının davranışlarında arar: değer görmek, kabul edilmek, anlaşılmak… Ama zamanla anlar ki, dışarıdan gelen her şey geçicidir. Kalıcı olan, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkidir. Kendini reddettiğin yerde hiç kimse sana gerçek bir aitlik duygusu veremez. Ama kendine alan açtığında, duygularını ciddiye aldığında ve sınırlarını koruduğunda, bulunduğun yer yavaş yavaş sana tanıdık gelir.

    Aitlik çoğu zaman bir “buldum” anı değildir. Daha çok, “artık kaçmıyorum” anıdır. Bir şeylerden kaçmayı bırakıp, duygularının karşısında durabildiğinde, içinde bir yer açılır. Bu yer, dış koşullardan bağımsızdır. Bir insan, bir ev, bir şehir bu hisse eşlik edebilir ama aitliğin kaynağı orada değildir.

    Belki de en büyük yanılgımız, aitliği bir hedef gibi görmemiz. Oysa ait hissetmek; bir yere sahip olmak değil, kendine sahip çıkabilmektir. Ve insan kendine sahip çıktıkça, dışarıdaki dünya da biraz daha yuva gibi gelmeye başlar.💟

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamana Emanet🌬️

Boşver Be Yaşı Başı...

Aşkın Yücelten Hali 🎆