Renklerini Saklayamayanlara Dair 🌈
Bazı insanlar vardır; ortam ne kadar gri olursa olsun içlerindeki rengi kısmayı beceremezler.
Daha doğrusu, becermek istemezler. Himalaya monal sisli dağların üzerinde uçarken arka plan ona uyum sağlamıyor. Gökyüzü mavi değil, parlak değil, dramatik değil. Ama o, tüm ihtişamıyla orada. Sanki bize şunu söylüyor: “Benim parlamam için hava açmak zorunda değil.” Renklerini saklamayan insanlar da böyledir. Herkes susarken konuşurlar. Herkes sıradanlaşırken farklı kalırlar. Herkes temkinliyken cesur bir adım atarlar.
Ve çoğu zaman yanlış anlaşılırlar. Çünkü toplum, “fazla” olanı törpülemeyi sever. Fazla hayal kurma. Fazla iddialı olma. Fazla dikkat çekme. Fazla hissetme. Ama belki de asıl mesele şu: Fazla olmak değil, eksik yaşamamak.
Renklerini saklamayanlara hayranız aslında. Çünkü onlar bize şunu hatırlatıyor: “Ben buyum.” demek bir meydan okumadır. “Ben böyle hissediyorum.” demek bir cesarettir. “Ben daha fazlasını istiyorum.” demek bir uyanıştır. Belki bugün tek yapman gereken şey dev bir sıçrama değil. Belki sadece bir küçük adım: Bir fikrini açıkça söylemek. Bir hayalini yazmak. Bir sınır koymak. Bir “hayır” demek. Çünkü renkler bir anda gökyüzünü kaplamaz. Önce bir kanat çırpışıyla başlar.
Ve bazen dünyayı değiştiren şey,
en gri günde bile rengini saklamamaktır. ✨
Yorumlar
Yorum Gönder