Arka Bahçenin Büyüsü🏡

     “Çocukluğumda anlatılan masallar kadar güzel ve renkli bir arka bahçesi var…” Belki de hepimizin içinde böyle bir arka bahçe var. Renklerin daha canlı, seslerin daha yumuşak, zamanın daha yavaş aktığı bir yer… Ama ne olduysa, büyüdükçe o bahçeye giden yol silikleşti. Peki gerçekten ne değişti? Çocukken dünya küçük ama derindi. Bir taş, bir hikâye olurdu. Bir ağaç, saklanacak bir sır. Yağmur sadece yağmazdı; bir oyunun başlangıcıydı. Çünkü çocuklukta anlamı biz verirdik. Hayatın kendisi değil, bizim ona yüklediğimiz hayal gücü belirlerdi her şeyin değerini.

Büyüdükçe bunun yerini başka bir şey aldı: sorumluluk. Zamanı bölmeye başladık; iş, okul, gelecek, kaygı… Her şey “yetişmesi gereken” bir şeye dönüştü. Oysa çocukken zaman bizimdi, şimdi biz zamanın içindeyiz. Belki de mesele şu: Hayatın büyüsü kaçmadı, biz onu görmeye ayırdığımız dikkati kaybettik. Çünkü güzellik hâlâ orada. Bir akşamüstü güneşinde, çayın buharında, bir öğrencinin gözlerindeki parıltıda, yolda yürürken duyduğun bir şarkıda… Ama biz artık bakmıyoruz, sadece geçiyoruz. Görmekle bakmak arasındaki farkta kayboluyoruz.

Çocukken “an” ın içindeydik.
Şimdi ise hep bir sonraki anın peşindeyiz. Belki de sormamız gereken soru şu değil: “Büyü neden kayboldu?” Asıl soru: “Biz ne zaman büyüyü fark etmeyi bıraktık?” Çünkü o arka bahçe hâlâ var. Sadece kapısı biraz daha sessiz açılıyor artık. Gürültüyle değil, yavaşlayarak… Biraz durarak, biraz bakarak, biraz da hatırlayarak.

 Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey çok basit: Bir anın içinde kalabilmek. Ve belki de en çok ihtiyacımız olan şey şu cümle: Hayat hâlâ güzel. Ama onu çocukken sevdiğimiz gibi, sebepsizce sevmeyi unuttuk.

Kitap: Şeker Portakalı / José Mauro de Vasconcelos 📚

Şarkı: Arka Bahçe / Ersin Gürler Akan 🎶


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamana Emanet🌬️

Boşver Be Yaşı Başı...

Aşkın Yücelten Hali 🎆