Bir Zil Sesiyle Başlayan Hayatlar🔔

    Okul dediğin yer, çocukların korkmadan koştuğu bir yer olmalıydı. Bir zil sesiyle başlayan, defter kokusuyla devam eden, en fazla sınav kaygısıyla ağırlaşan bir hayat… Ama şimdi bazı haberler, o bildiğimiz “okul” fikrini içimizden sessizce söküp alıyor. 

    Bir sabah çocuklar yine sıradan bir güne uyandılar. Belki biri ödevini unuttu diye endişeliydi, biri sevdiği arkadaşını göreceği için heyecanlıydı. Hiçbiri, bir daha eve dönememe ihtimalini düşünerek çıkmadı kapıdan. Zaten hiçbir çocuk böyle bir ihtimali bilerek büyümemeli. Okul, hayata hazırlayan bir yerdi. Hayattan koparan değil. Ve en acısı şu: Biz bu tür haberleri konuşurken bile “alışıyor” gibi oluyoruz. Bir süre üzülüp, sonra hayatımıza devam ediyoruz. Ama o sıralar boş kalıyor. O çantalar bir daha açılmıyor. Ve bazı hayatlar, daha başlamadan yarım kalıyor. Şimdi sormamız gereken şey şu değil: “Bu nasıl oldu?” Asıl soru şu: “Biz neyi gözden kaçırdık da okul bile güvenli değil artık?” Çünkü eğitim sadece ders anlatmak değildir. Bir çocuğun kendini güvende hissettiği bir dünya kurmaktır.  Eğer o dünya çatlıyorsa, en baştan konuşmamız gereken çok şey var demektir. Ve belki de en başta şunu hatırlamak: Bir çocuk okula giderken yanına sadece defterini almalı, korkularını değil. Böyle zamanlarda insan ne yapacağını bilemiyor. Konuşsak içimiz rahat etmiyor, sussak sanki eksik kalıyor bir şey. Ama belki de tam burada, en çok ihtiyacımız olan şey biraz daha dikkatli, biraz daha insan kalabilmek. Her duyduğumuzu paylaşmadan önce bir an durabilmek… Çünkü bazen bir haber, bir görüntü sadece bilgi olmaz; bir başkasının içini yeniden acıtır. Çocukların yanında konuşurken sesimizin tonunu fark etmek… Çünkü onlar kelimelerden çok bizim korkumuzu duyar.

    Bir çocuğun gözünde oluşan o küçük endişeyi “geçer” diye görmezden gelmemek… Çünkü bazı duygular, tam da fark edilmediği için büyür. Ve belki de en çok şunu hatırlamak: Bu dünya zaten yeterince sert. Bizim birbirimize biraz daha yumuşak olmaktan başka çaremiz yok. Bilmiyoruz… Kimin içinde neyin yankılandığını, hangi cümlenin birini iyileştireceğini ya da kıracağını. Ama şunu biliyoruz: Bazen bir çocuğun yeniden güvende hissetmesi, bir yetişkinin kurduğu sakin bir cümleyle başlar. O yüzden bugün, belki de yapabileceğimiz en büyük şey çok büyük şeyler değil… Sadece biraz daha dikkatli konuşmak, biraz daha şefkatli bakmak ve kimseyi duygusuyla baş başa bırakmamaktır.

Kitap: İnsan Olmak / ENGİN GEÇTAN📚

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamana Emanet🌬️

Boşver Be Yaşı Başı...

Aşkın Yücelten Hali 🎆