Rüveyda 🌱
“Alaca bir at koşar içimde,
zamansız, mekânsız nefese doğru…”
Bazı dizeler vardır; insan okumaz, içinde hisseder. Nurullah Genç'in Rüveyda şiirindeki bu dize de öyle. Sanki insanın içinde yıllardır susmadan koşan bir şeyi anlatır. Adını koyamadığımız özlemleri, yetişemediğimiz duyguları, içimizde hâlâ diri kalan o özgür tarafı…
Hayatın içinde çoğu zaman kendimizi unuturuz. Yapılması gerekenler, yetişilecek yerler, cevap verilmesi gereken insanlar derken ruhumuz geride kalır biraz. Ama bazı cümleler gelir, insanı kendi içine döndürür. İşte bu dize tam olarak öyle bir his bırakıyor bende. Çünkü insanın içinde gerçekten de zamandan bağımsız bir taraf var. Ne yaşla ilgisi var onun ne de bulunduğu şehirle. Çocukken kurduğumuz hayaller gibi mesela… Büyüyünce üzerini örtsek bile tamamen kaybolmuyorlar. İçimizde bir yerde yaşamaya devam ediyorlar.
Belki de o “alaca at” tam olarak budur; insanın susturduğunu sandığı yaşam arzusu. Yorulsa da durmayan, kırılsa da yeniden ayağa kalkan tarafı… Bazı geceler durup dururken uzaklara dalmamızın sebebi de bu olabilir. Hiç gitmediğimiz yerleri özler gibi oluşumuzun, eksik bir şey varmış hissinin… İnsan bazen sadece yaşadığı hayatı değil, yaşayamadığı ihtimalleri de taşır içinde.
Ve yine de bütün yorgunlukların arasında küçücük bir şey yetiyor bazen; bir şarkı, bir koku, eski bir fotoğraf ya da bir şiir dizesi… İçimizdeki o at yeniden koşmaya başlıyor. Sanırım insanı ayakta tutan şey tam da bu: İçinde hâlâ bir yere yetişmeye çalışan bir ruhun olması.
Şiir : Rüveyda | Rüveyda’ya Ağıt / Sezai Karakoç
Yorumlar
Yorum Gönder